Kelebek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kelebek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Hep hep hep hareket..

16 Mart 2009 Pazartesi


Evet hep hareket, hem de nasıl..

Yoğunluğumun gerek iş, gerek iş dışı hat safhada olduğu birkaç haftadan sonra nefes almaya başlıyorum galiba sonunda.

Hayat bazen kontrolümüzden çıkıyor, ya da biz hep kontrol ettiğimiz yanılgısında yaşıyoruz, askıya alıyoruz bazı şeyleri, önceliklerimiz değişiyor.

Yarın 15 aylık olacak Kelebek, büyüyor, ama o hep kelebek, birbir anlatırım diyor, minik işaret parmağını öbür avcuna koyarak. Sonra kelebekler ne yapar kızım diyoruz, başlıyor minik kollarını kelebek gibi çırpmaya. Öp kızım diyoruz, Fransadaki dayısını öpmek için laptop ekranına dudaklarını yapıştırıyor, 1 haftadır görmediği dedesine hiç kimseye sarılmadığı gibi sarılıyor, sevgi dolu bir çocuk o, boncuk gözleri ışıl ışıl. Bütün diğer çocuklar gibi.. :) Başka bebekler ve çocuklar onun çok ilgisini çekiyor, sarılmaya öpmeye çalışıyor, onların ilgilerini çekmeye çalışıyor. Onlarla oynamak istiyor, sosyalleşiyor.

Son yazışımdan beri maalesef çok hoş şeyler yaşamadı, üzerine çay döküldü, herkesin ona en güvenli ortamı yaratmaya çalıştığı, azami dikkat gösterdiği bir evde bile böyle kazalar olabiliyor işte. Neyse ki üzeri kalındı da çok büyük bir yanık oluşmadı. Ama içini çeke çeke ağlaması hepimizi mahvetti. Hemen soyup üzerindekileri suya tuttuk, Bepantenler falan sürdük, şimdi çok şükür epey iyileşti. Sonrasında epey hasta oldu 2-3 gün sürekli yüksek ateşi vardı, doktorlara gittik geldik, boğaz kültürü, burun kültürü derken ateşi indi de antibiyotik kullanmak zorunda kalmadık çok şükür. Ama epey zor zamanlardı.

Geçen hafta bir Çocuk Gelişim uzmanına gittik eşimle, uzmana da dediğim gibi insan doğuyor , büyüyor, evlat olmayı öğreniyor, öğrenci olmayı öğreniyor, okul bitiyor iş hayatını öğreniyor, seviyor, sevgili olmayı, sonra eş olmayı öğreniyor, bunları hep dışarıdan gelen etkilerle yapıyor. Kafası gözü yarıla yarıla yapıyor çoğu zaman. Şimdi de anne baba olmayı öğrenmek gerekiyor,her türlü konuda bilinçli davranmayı seçen bizler bu konuda bazen ne kadar yetersiz kalabiliyoruz. Sonuçta bizde eşimle eksikliklerimiz var mı, düzeltmemiz gereken davranışlarımız var mı diye bir uzmana danışmak istedik. Bilmeden zarar vermeyelim istedik. Önce bizimle görüştü, sonrasında Kelebeği doğal ortamında izleyecek.

Şimdilik anladığımız kadarıyla kelebek, özgüveni güçlü, bağımsızlığı ve büyümeyi seven bir çocuk gibi görünüyor. Ama uyku konusunda biraz aksiyon almak gerek, ayakta sallanmaya fena alıştı, en azından akşam yatarken kendi kendine uyuyabilir hale gelmesi gerekecek, eminim bunu öğrendiğinde o da çok keyif alacak. :)

Zaman geçiyor, ben de 31 i tamamladım arada...mutlu yıllar baanaaa.. :)

Sevgilerimle..

Kelebek yürüyor..

4 Şubat 2009 Çarşamba



Evet artık yürüyor kelebeğimiz...

Tam 13.5 aylıkken yürümeye başlamış oldu. 7-8 aylıkken başlamıştı yürüme isteği, hepimiz ailecek iki büklüm onun iki elinden yürütüyorduk. Beli ağrıyan sırasını diğerine devrediyordu. İnanılmaz bir yürüme isteği vardı o dönemler. Bazen yorulup yürütmek istemeyince kızıp çekiştiriyordu bizi. Sonrasında biz ,bu çocuk emeklemeden yürüyecek derken 11 aylık gibi emeklemeye başladı. 12. ayda birbirimize atıp kendi başına yürütmemizden çok keyif alır olmuştu. İki hafta önce gelen arkadaşlarımızın 16 aylık kızının peşinden koşturup onu öpmeye, ona sarılmaya çalışmasının ardından iyice heveslendi. Hafta sonundan beri de iyice kendine güveni geldi ve bir oraya bir buraya yürüyüp duruyor, artık kimse tutamaz beni diyor sanki.
Bu döneminde artık çevresiyle daha ilgili, ona ilgi gösterildiğini biliyor, canı sıkıldığında dışarı çıkmak istiyor, bunun içinde dedesini ayartmaya çalışıyor. Düştüğünde, takıldığında, yuvarlandığında, nanna yapıyor. Bu noktada müdahale edip her zaman suçu başka şeylerde yada başkalarında aramamasını kendine de bakmasını sağlamak istiyorum, bu konu önemli listemde bulunuyor. Öp beni kızım dediğimizde hemen minicik dudakları yanağımıza değdiriyor. Öpmeyi bilmiyor ama. :) Babası ona herhangi bir yeri gösterip yat kızım diyor hemen usulca kafasını koyuyor. Sürekli bir şeyleri işaretedip ona vermemizi istiyor. Merakı da dolaşması da hiç bitmiyor. :) Sıkıntılı olan hiçbirşeye gelemiyor, araba koltuğunu, bağlanmayı sevmiyor. Aylardır biz ona CEE yaparken artık o bize yapıyor.. Kovalanmaktan hala çok hoşlanıyor.. Genelde dedeye sığınıyor. Kitaplarına da ilgiyle bakıyor. Çizgi filmlere, çocuk kanallarına daha çok ilgi duyuyor..

Artık bebeklikten çıkıyor tatlı kızım.. Ama dönüp arkasına bakıp orada olup olmadığımı kontrol etmekten vazgeçmiyor. Anne kucağı istediğinde hemen gelip kafasını bana yaslıyor..

Ama Minik kelebeğimiz büyüyor.. :)

NİCE MUTLU YILLAAAARRRR...

31 Aralık 2008 Çarşamba


Yeni yılınız kutlu olsun, ömrünüz hep neşeyle, mutlulukla, sağlıkla ve umutla dolsun..
Sevgiler...
KELEBEK ve AİLESİ...

1 yaş kontrolümüz..

22 Aralık 2008 Pazartesi

Sonunda 1 yaşını doldurdu kızım, 12. ay kontrolü için haftasonu doktorumuza göründük.
Genel itibariyle herşey normal çok şükür.. 1 yaş meğer birçok açıdan da bir dönüm noktasıymış.
Artık iletişim ve motor gelişimi epey hız kazanmış durumda. Ayakta daha iyi durabiliyor, Canı isterse, özellikle evdeki herhangi birinden bana doğru son derece dügün adımlarla 5-6 adım atabiliyor. Bazen bir balerin gibi parmak ucunda yürüyor, doktorumuz bunu şimdilik normal buldu.
Artık her istediğini yiyebilirmiş, 1 yaşına kadar bal, inek sütü, bakla, patlıcan, çikolata gibi bir sürü şeye yasak vardı ama artık yasaklar kalktı. :) 2 akşam önce de ilk çikolatasını yedi ve bayıldı tabiiki. Daha önce tattırmıştık ama çok anlamamıştı. Bunun dışında yediğimiz herşeyden zaten veriyorduk. Bununla beraber günde 300-400 ml süt içmesi gerekiyormuş. Emzirme olayımız yeni bitti.Fakat normalde sütü sevmiyor, bu sütü nasıl ne şekilde vereceğiz bakalım. Sabah kahvaltıları, çorbalarına katmaya düşünüyorum, ayrıca içmeye de alıştırmanın bir yolunu bulucaz artık.
Bıngıldağı kapanmak üzereymiş, 1 yaş civarında kapanıyor dedi doktorumuz, kilosu normal ama bu ay sadece 30 gr almış ve epey boy atmış. Bu boya göre kilo vermesi bile gerekirdi ama vermemiş olması avantaj gayet iyi dedi. Bu ay Multitabs ve Ferrum'u da bırakıyoruz, onun yerine başka vitamin verdi. Fakat diş için aldığı kalsiyuma devam ediyoruz.
Bir sonraki ay göz doktoruna da götüreceğiz, 1 yaş civarı göz kontrolu yapılması gerekiyormuş, henüz bir pedagog'a gitmedik ama bunu da sordum, olabilir, yönlendirici olması açısından faydalı olabilir dedi. Götüren anneler varsa benimle deeyimlerini paylaşırsa çok sevinirim.
Kızıma evde anneannesi ve dedesi bakıyor, onların sayesinde sıcacık bir ortamda büyüyor. Onun için özel olarak bu dönemlerde ne yapmamız gerektiğini sorduğumda sevgi dolu ve iletişimi yoğun bol oyunlu bir ortamda olması diyor doktorumuz.. Sadece bebekler değil, hepimizin buna ihtiyacı var aslında... Ama bebekler için bu o kadar önemli ki..
Özellikle bu dönem bebeklerin sık hasta oldukları bir dönemmiş, kızım hasta değil çok şükür ama bebekleri genelde dışarıdan eve özellikle ebeveynlerin getirdiği miktoplar hasta ediyormuş. Bununla ilgili de dışarıdan eve gelindiğinde elin yüzün mutlaka yıkanması , üstündeki kıyafetlerin değişmesi ve mümkünse duş alınması çok önemli..

Babacığından..

17 Aralık 2008 Çarşamba


Canım kızım, sonsuz aşkım..

Yaşamın en özel anı, çok değerli, eşsiz kalpli ve bir o kadar güzelruhu olan Annenin dünyamı aydınlatmaya başladığı gün idi. Onunla anlam kazanmaya, Onunla güzel olmaya devam ediyor hayat..

Hayatımın en değişken anı, bu sevgiyi nehire döndüren, içine bütün aşkları çoşkusuyla katan, eşsiz gülücüklerinle, senin gelişin oldu.

Herşey değişti.Ne kadar yarım, ne kadar alaca ve ne kadar hayallerden uzak olduğumuzu anladık. Sen evrenin anahtarı oldun, açtın kapıyı ve bizi soktun içeri. Aşkı aşk, sabrı sabır, gücü güç yaptın. Sevginin karşılıksız meyvelerini bize o gün verdin. Sen nehir oldun, çağlattın bütün aşkları, içimizi doldurdun.

Tam "1" yıl oldu. Ama ben hala o "an"ı yaşamaya devam ediyorum, Nehir'in doğuş anını. Seninle biz çok mutluyuz ve sonsuzluğa da böyle devam edeceğiz.

Yolun bahtın hep açık, yüzün gülücük, kalbin sevgi ile dolsun.

Hayat da sana hep gülsün bebeğim.

Mutlu yıllar..


Babacığın..

Canım kızım doğum günün kutlu olsun..


Canım kızım, minik aşkım, doğum günün kutlu olsun..

Ömrün bereketli olsun..

Hayallerin gerçek olsun..

Her zaman umudun olsun..

Yolun, bahtın açık olsun..

Hayatın da hep sevgi,saygı ve dürüstlük olsun..

Allaha inancın tam olsun..

Sağlıklı, başarılı bir ömür diliyorum kelebeğim..

İyi ki doğdun... İyi ki varsın..


Annen..


KELEBEK 1 YAŞINDA...

15 Aralık 2008 Pazartesi


Tıpkı hayatın kendisi gibi haraketli, hüzünlü, karmaşık, çokça neşeli 2 hafta geçti..

Neler neler sığdırdık bu iki haftaya..

Ameliyat oldum, evde dinlendim, bayram geldi, gezdik tozduk, kızıma erken bir doğum günü partisi yaptık, sevdiklerimle, eşle dostla iyi vakit geçirdik.. Hep bir hareket halindeydik ailecek, kızımda sağolsun bu harekete hiç sızlanmadan, mızmızlanmadan uyum sağladı.. Zaten çağıl çağıl bir küçük kız.. 2 haftada müthiş büyüdü sanki.. Bir sürü farklı insan, farklı bakışlar, farklı ortamlar, farklı davranışlar, arkadaşlar gördü.. Bir kere daha bir bebeğin, çocuğun büyümesinde yeni insanların ve ortamların ne kadar önemli olduğunu gördüm.. Her tanıştığı insanla bir 10 dk bakışarak tanışma ve güven geliştirme süresi yaşamaya başladı mesela.. Herkese hemen güvenmiyor, önce bir bakıyor, anlamaya çalışıyor, sonrasında kararını verip ona hareket etmeyi öğrendi. Kimisine hemen atılıyor, kimine güvenmiyor ama şans veriyor, kimisiyle iletişim kurmuyor, hatta yüzüne bakıp direkt sırtını döndükleri bile oldu.. Gerçekten algısı gelişti.

Neredeyse 1 yaşında olacak, artık son günlerimiz.. Dünya üzerinde 1 yıl geçirdi bile..
Doğduğu günden beri yaşantımızın nasıl değiştiğine, bize neler kattığına inanamıyorum.. O bizim minik güzel kelebeğimiz, aynı zaman da küçük öğretmenimiz.. Onun gözlerinden bakmak dünyaya inanılmaz güzel bir duygu..Sanki ben de doğdum onunla yeniden.. Sesleri ilk defa duydum, bulutları ilk defa gördüm.. Onunla yeniden şaşırıyorum herşeye.. Onunla ilk defa bakıyorum aynaya.. Onunla yeniden tanıyorum dünyayı, ne kadar eğlenceli ama ne kadar tehlikeli olabileceğine yeniden inanamıyorum.. Ona baktıkça annemi yeniden anlıyorum, onunla daha çok seviyorum herşeyi, herkesi.. Onun sayesinde başka çocukları da daha çok seviyorum.. İçim cız ediyor, ne yapsam diyorum.. bütün bebekler hep iyi olsun istiyorum.. hep gülücükler saçsın benim kızım gibi, şen kahkaları çın çın çınlatsın her yanı..
Onunla daha da kadın oldum ben..Çünkü anne de oldum.. Tamamlandım.. Meğer eksikmişim de haberim yokmuş... İlla doğurmak da gerekmiyor bence..Doğrulmuş da olsa kendin doğurmasan da, Her kadına bir bebek lazımmış meğer..Tazelenmek .. Yeniden filizlenmek, kendine dönmek, birlikte büyümek için.. İlahi bir aşkımış bu.. Dünyayı daha iyi bir dünya yapan, yaşanılır kılan işte bu aşk.. Yavruları için atan, koruyan, büyüten, yeşerten, herşeyi yapabilecek, dünyaları verebilecek, canını verebilecek anne yüreği..
Teşekkür ederim canım kızım,canım kelebeğim... Şükürler olsun....
Kelebeğimiz 1 yaşında neler yapabiliyor..
- Onca oyuncağı olmasına rağmen boş pet şişelere, teelvizyonun kumandasına, cep telefonuna bayılıyor, hatta son modeller daha çok ilgisini çekiyor..
- Küçük düğmelere basmaya bayılıyor, televizyonun önünden alamıyoruz.
-Terliklere bayılıyor, en kötüsü de herşeyi ağzına attığı için terliklerin de altını yalaması.. :))) :((
-Minik kızım 11 aylıktan sonra emeklemeye başladı, hiç emeklemeden yürüyecek zannediyorduk ama yamuk yumuk emeklemeye başladı sonrada emeklemeyi hemen düzeltti.
- İki kişi karlı karşıya geçiyoruz, arada 5-6 adım atabileceği mesafe bırakıyoruz, kelebeği birbirimize doğru yürütüyoruz, canı istediğinde süper yürüyor.. :)
- Kendi başına bütün evi gezebiliyor, tutuna tutuna her istediği yere ulaşıyor, sıralıyor. Hala en sevdiğimiz oyun kaç kaç kaç.. Birinin onu kovalamasına bayılıyor, ikincisi de ceeee.... :)
- Bana meme diyor, bazen canı istediğinde anne diyor ama genelde meme adım. :))
- Sesleri daha düzgün ve net çıkarıyor..
- Bisikletine kendisi inip binebiliyor..
- Bezini almak epey efor gerektiren bir iş haline geldi. Mümkün değil tek başınıza alamıyorsunuz, fıldır fıldır dönüyor benim miniğim.
- El sallıyor, baybay yapıyor, canının istediğine gidiyor, insan seçiyor...
-Toka sevmiyor ne yazıkki halbuki cicili bicili neler almıştım.
Daha neler neler var.... Bir dahaki yazıya inşallah.... :))

Bebeklerde Gaz Problemi

20 Kasım 2008 Perşembe


Bu problemden muzdarip olmayan kimbilir ne kadar az bebek vardır artık.. İşin garibi benim bebekliğim döneminde böyle genel bir sorun olmaması.. Annem ben ne sende ne kardeşinde böyle bir sorun yaşamadım diyor.. Çevresinde de pek öyle şikayet edilen bir konu değilmiş.. Yediklerimizin giderek sentetikleşmesinden mi, bizim doğamıza uygun yaşamdan giderek uzaklaşmamızdan mı, hava kirliliği mi, doğa kirliliği mi artık sorun herneyse şimdi bebeklerimizin ortak sorunu neredeyse bu konu..
Benim kızım da çok gazlıydı. Yavrum nasıl kıvranırdı, içimiz parçalanırdı.. Özellikle de ilk 6 aylık dönemde anne sütü dışında hiçbirşey almadığından epey çektik biz bu sorunu. Kızımdan özellikle akşam huysuzlaşmaları, birden ani ağlamalar, ya da susmadan sürekli ağlamalar ya da kolikin diğer bazı belirtileri olmadığından doktorumuz kolik diyemeyiz demişti. Ama kelebek gaz sorunu başladığında kıvranmaya başlıyor, kendini sıkıp birden neredeyse demli bir çay kadar kapkara oluyordu, biz de ne yapacağımızı şaşırıyorduk.

Neler yaptık?
- Sütte özellikle gaz yapacak şeyler yememeye çalıştım, Örn, Lahana, Kuru baklagil, süt, sarımsak .. gibi Çok inanmasamda annemlerin önerisiyle baharatlı yemeklerden, kahveden kaçındım, çayı azalttım.

- Bebeği gezdirin demişlerdi ama gezdirmek bizde pek işe yaramadı, kucağa alınmak istediği anlar dışında tabii.. Ayrıca bizim kendi doktorumuz da çok gece arabaya atlayıp gaz, uykusuzluk, huysuzluk gibi problemleri geçirmek için gezdirmiş kendi bebeğini. :)

- Emzirirken doğru poisyondan emzirmek, hava almasını önlemek.. Bu da bir doktor cümlesi.. Ama ben de diğer annelerde biliyoruz ki bebek memeyi istiyorsa zaten yapışıyor ve kendi yolunu buluyor. Ama bi rahatsızlık sezen anneler varsa bu önemli bir parametre olabilir.

-Emzirdikten sonra gazını almak. Bu neredeyse farz bir konu. Ne yaparsan yap gazı çıkar demişti doktorumuz. İyi de bu gaz da öyle ha deyince çıkmıyordu ki en başlarda. Çok basitçe bebeği yüzü size bakacak şekilde sarılıp sırtını sıvazlıyor ya da bize önerilen şekliyle tıp tıp vuruyorsunuz. Bu tıp tıplarda hafif değil ses gelecek demişti doktorumuz..Tabii yavruyu incitmeden.

- Sıcak tutmak... Bu süper bir çözüm. Biz birkaç şeklini uyguladık.. Biri bebeği göğsüne yatırmak. Bunu özellikle babam yapıyordu sağolsun. O da çok hoşlanıyordu dedeyle olmaktan zaten. :)Torununu alıyordu kucağına.Göğüs tarafları birbirine yapışık şekilde kucağında yatırıyordu.. Bu epey rahatlatıcı, sevgi dolu ve güven verici bir durum da aynı zamanda ..15-20 dk sonra bizim kız başlıyordu atışlara... Rahatlıyordu yavrucak..

-Popoya ılık suyla ıslatılmış pamukla kompress.. Alt değiştirirken zaten en başlarda sadece ılık su ve pamuk kullanıyorduk. Bu suyu ılıktan biraz daha sıcak yapıyorsunuz tabii yakmayacak şekilde. Popoyu temizledikten sonra pamuğu sıktırarak sıcak suyla kaka yapılan bölgenin temas etmesini sağlıyorsunuz. Böylece bu bölgedeki kaslar rahatlıyor, Bi miktar ılık suyun içeriği gitmesini sağlayarak da bağırsak hareketlerini kolaylaştırıyorsunuz. Bu ayrıca kabız bebekler için de yapılıyor. Bu da doktorumuzdan tavsiye.

-Karnına masaj yapma.. Bu da bebeği rahatlatıyor ama ben direkt bundan rahatladığını görmedim.

-Bu arada gaz çıkarma için süper bir hareket var. Bebeği yatırıyorsunuz. Zaten bacaklar kıvrık yatar,dümdüz uzatamaz. Dizleri kavrayıp karnına doğru itiyorsunuz. Bu arada dizleri birbirine paralel tutmaya çalışın ki zarar görmesin. Bu hareket çıkmak üzere olan gaza epey faydalı, Bu haraketi arka arkaya 4-5 kez yaptığımızda 4-5 atış olduğunu bile görmüşlüğümüz var. :)

-Rezene, zeytinyağ, çörek otu vs. içirmek.. Bunların etkinliği konusunda şüphelerim var ama denemedim değil. Özellikle çörek otunu ezip vermek ya da kaynatılmış çörek otunun suyundan bir çay kaşığı vermek bazen işe yarıyor sanki.. Bunlarda aynı zamanda kabıza da çözüm..


-Bir takım bitkisel çözümler .. Bizim denediklerimiz Milena ve zinco hiç işe yaramadı. Subsplex en çok bu faydalı oldu gibi geldi bana. Tabii bu bitkisel değil bir ilaç, doktor tavsiyesiyle denenmeli. Bize de doktorumuz önerdi. Ayrıca bunu sevdi de. Bunları sürekli vermedim ben açıkçası, gerekli olduğunda sadece.

Gaz ve kolik konusunda bir doktorun önerilerinin olduğu video var burada.


Sağlıklı günler bebişlere.. :)

Meğer 6. Hastalıkmış..O da ne????

1 Kasım 2008 Cumartesi


3 gün süren düşürülmesi zor bir yüksek ateş döneminden sonra bunu da atlattık derken, yani tam da rahatlamışken dün akşam ki banyomuzda bebişin sırtını yıkarken ne görelim, bütün sırtı kırmızı kırmızı minicik kabarcıklarla, döküntülerle dolu.. O an nasıl oldum anlatamam.. Bir an yanlış görüyor olmalıyım diye düşünüp yeniden ve daha dikkatli baktım ama evet oradaydılar..


Eşimle şaşırıp kaldık.. Böyle birşey başımıza gelmemişti çünkü daha önce. Kelebeği kurulayıp banyodan çıkardık.. O kızımızı giydirirken ben de doktorumuzu aradım ama ulaşamadım.. Sonra hastanenin acil servisindeki doktorla görüşüp durumu anlattık ve bize 6. hastalık olabileceğinden bahsetti.


Bu ihtimal üzerine tek tek gözen geçirdik belirtileri..
-3 gün süren yüksek ateş (39 40 lara varan)sonrası bedende kırmızı döküntüler..
-Bedenden sonra kollar, bacaklar ve yüze yayılan döküntüler
-Sürekli uyuma isteği..
-Ateşli dönem sırasında ateşi zorlukla kontrol altına almamız..
-İştahsızlık
6.Hastalık ateşli havaleye en çok sebep olap olan hastalıklardanmış meğer, çok şükür biz yaşamadık ama ateşi kontrol altına almak çok önemli. Özellikle diş çıkarma dönemlerinde bebeklerin tüm enerjileri diş çıkarmaya yöneldiğinden, bağışık sstemi zayıflıyor ve bu tip hastalıklara daha kolay yakalanıyorlarmış..

Ah bir de bu hastalık dönemlerinde huyları değişmese...
Konuyla ilgili okuduğum bazı yazılar..

Yüksek ateş-Kelebek hasta oldu.. :(

31 Ekim 2008 Cuma



Birkaç gündür hasta sevgili kızım,

bu aralar yaşadığımız 2. hastalık bu..

Minicik bir bebek için ne kadar rahatsızlık verici bir durumsa bu , annesi-babası içinde o kadar üzücü ve yıpratıcı. Onu gördüğümüzde her anne baba gibi ikimizin de içi acıyor, özellikle de elimizden geleni yapmanıza rağmen böyle olunca iyice üzülüyorsunuz.
Birkaç gün önce, gece yatağına yatırken biraz ateş farketmiştim, ama gece mızmızlanmaya başlayınca baktım ki ateşi iyice yükselmiş, bir fitil yaptıktan sonra ateşi düştü tabii ama sonraki günler de de ateş devam etmeye başladı, doktorumuzu aradık tavsiyeler aldık, bununla birlikte ayrıca yine doktora götürüp muayene ettirdik, sonuç gribal enfeksiyon çıktı. Ama bir kaç gün boyunca ateş hep devam etti ve sürekli ateş düşürücü vermek zorunda kaldık.

2 akşam önce ise keyfinin de iyi olduğu bir sıra birden ateşi yeniden yükseldi.Doktorumuzun, anne babalarımızın ve tecrübeli bazı eş dostun tavsiye ettiği gibi hemen kızımı duşa soktuk.

Uygulamayı şöyle yaptık : Üşütmeyecek bir ılıklıktaki su hazırlayıp bebeğe duş aldırıyorsunuz. Biz biraz da hastalığın getirdiği terlemeyide vücudundan atması için yıkadık. Sonra yatağın üstüne temiz bir havlu serip bebeği ıslak bir şekilde havlunun üzerine bırakıyorsunuz. Tabiiki ortam sıcaklığı da iyi olmalı, üşütmeye sebep olmamalı. Bebeğin vücudunda kalan su damlaları tendeki sıcaklıkla ortam sıcaklığını dengeliyor ve birden birkaç derece ısının düşmesine sebep oluyor, böylece ani bir rahatlama sağlanıyor. Beeği bu şekilde 5-10 dk kadar bekletip kurulayıp giydiriyorsunuz. Eğer duş aldıramayacak bir durumdaysanız ıslak bez yapıp özellikle lenf bezlerinde bulunduğu ve ateş yaptığı kasık, koltuk altı ve boyun bölgesi silinmeli. Bu şekilde ateşi hafifletmek mümkün olabiliyor.

Tabiiki bu, acil durumlarda yapılacak yardımcı bir çözüm. Bunun yanısıra her müdahalemizde uzman doktorlarımızın danışmanlığını, tavsiyelerini alarak hareket etmek en doğrusu..

Bu arada bu tarz enfeksiyonları geçirmenin çocuğun bağışıklık sistemini güçlendirdiği gibi bir yorum geldi doktorumuzdan..

Bu arada yüksek ateş özellikle havaleyi akla getirdiği için çok tehlikeli,

Aman dikkat..


Bu konularda okuduğum bir kaç yazı burada..

Bebeklerde Reflü

24 Ekim 2008 Cuma


Kelebek 40'ını atlattıktan sonra sanırım 3-4. aylara doğru geceleri başlamıştı bu sorunumuz.

Bebeğim sadece anne sütü alıyordu, ben de alabildiğince, o istedikçe gece gündüz emziriyordum.. Ama bir süre sonra gecelerimiz kabusa dönmeye başlamıştı. Gece uyandığında emzirdikten bir süre sonra süt geri gelmeye başlıyor, bu normal bir kusmaya da benzemiyordu, azar azar ve sık kusuyordu çünkü ve bu durum uykusuna da engel oluyordu. Midesi rahatsız olduğundan ve sütün geri gelmesinden uykuya da dalamıyordu yavrucak.. Sonra da ağlamasa bile sızlanmaya başlayınca eşim de ben de sabahı sabah ediyorduk. Ayrıca o kadar emdiği sütlerin ağzından geri geldiğini görünce de içim acıyordu doğrusu beslenemeyecek diye.

Bu durumu doktorumuzla paylaşınca bize bebeklerde oluşabilecek reflüden bahsetti, bu sanılanın aksine bebeklerde çok görülen bir durummuş.Ama genelde üzerine düşülmediğinden farkedilmiyormuş. Fakat farkedilmeyen ve tedbir alınmayan durumlarda reflü beslenmeyi azaltacağından gelişime engel olabiliyormuş. Bir de mama ya da sütün, bebeğin aldığı besinlerin nefes borusundan akciğerine kaçma riski var ki bu da birtakım komplikasyonlara yol açabiliyormuş.

Bebeklerde reflü'nün sebebi ise sindirim borusu ilemide arasındaki kapakçığın henüz yeterince çalışmamasıymış. Fakat bu fizyolojik bir durum olduğundan hastalıktan sayılmıyormuş.


Doktorumuzun öneriyle,

1. Bebeği minimum 45 derecelik açıyla emzirmeye başladım,

2. Sık sık ve az az emzirmeye başladım, bir süre emzirip rahatsız olup olmadığını gözlemledim, bir rahatsızlık varsa emzirmeyi kestim, (bu arada anne sütü alan bebeklerde daha az görülürmüş ama bizimkinde oldu işte.)

3.Emzirdikten sonra en az 15-20 dk bir süre dik bir şekilde tutarak aynı zamanda gazını da çıkarttım,

4. Yatağının baş kısmının ayaklarına takoz görevi görecek parçalar koyduk bir süre böylece yatak hafif eğimli hale geldi. Ya da yattığı şilteyi de bu şekilde baş tarafına birşey koyarak eğimli hale getirebilirmişiz. Fakat başının altına yastık koymak iskelet gelişimi için sorun yaratabileceğinden bu kadar küçük bebeklerde önerilmiyor, bu işe de pek çözüm olmuyormuş.

5.Bunun için bir ilaç önermedi doktorumuz özellikle de bu kadar küçük bebekler için , zaten ben yukarıda bahsettiğim önlemleri aldıktan sonra sorun tam anlamıyla geçmemekle birlikte hafifledi.

Bu önlemlerle birlikte biz emzik de kullanmaya başladık o sıralar, kelebek emzikle çok daha rahatlayarak ve huzurlu uyuyordu, emme hareketinin yarattığı tükürük salgısının da reflüyü engellediği yönünde bir yorum da okumuştum.

Sonrasında kelebek büyüdükçe sanırım 5-6 ay civarı bu sorun tamamen ortadan kayboldu.

Minnacık bebeklerimiz doğdukları andan itibaren nelerle karşılaşıyorlar, neler yaşıyorlar, sonuçta bu bizim yaşadığımız gerçekten büyük bir sıkıntı değildi.
Sağlık günler bebeklerimize...

Bez değiştirme tüyosu

21 Ekim 2008 Salı



Kelebek yeni doğduğunda bez değiştirirken az kazaya uğramadık. Tam açarsın altını bebişin çişi geliverir.. Tam da koymadan öncetemiz bezi, bakarsın ıslanmış her yer.. Ondan sonra kıyafetlerini değiştir, ıslanan herşeyi değiştir, yeni beze bulaşmışsa onu da değiştir. Epey maaliyetli olurdu bu iş.

Kuzenim bu konuda bir tüyo verdi bana..

Bebeği yatırdıktan ve bodysini açtıktan sonra kirli bezi çıkarmadan temiz bezi yerleştiriyorsunuz. Sonrasında altını açıp eğer kaka varsa kirli bezin temiz taraflarıyla sıyırıp poponun altında kapatıyorsunuz. Bacakları ayak bileklerinden hafifçe kaldırıp diğer elinizle temizliğini yapıp kirli bezi çekiyorsunuz. Arada kaza olursa eski bezin üstüne oluyor , yani alta geçerse etraf batmıyor. Sonra temiz bezi kapatıyorsunuz.

Bu arada hatırlatayım, biz doktor ve hemşirelerimizin tavsiyesiyle alt temizliğini ılık su ve pamukla yaptık. Hem de doğumundan 6 aylık olana kadar.. Sonrasında temizleme bezlerine geçtik. Bu şekilde hiç pişik yaşamadık bu dönemde. Su zaten doğal temizleyici.. Pamuk da yumuşacık ve hassas ciltlere zarar vermiyor..

Plastik biberon'a yasak

19 Ekim 2008 Pazar


Plastiğin ne kadar zararlı, tehlikeli ve kullanımına göre kanserojen etkisi olabilecek bir madde olduğunu zaten biliyorduk. Bununla ilgili bugün yayınlanan yeni bir haber var. Kanada'da plastik biberon satışı yasaklanmış..

Kelebeğimiz de aslında hiç plastik biberon kullanmad., Biz birkaç defa denemiştik ama biberonu emmeyi becerememişti bizimki, ağzında oynuyordu sadece. O yüzden de cam biberonla devam etmiştik. Meyve suyu, ayran gibi sıvıları ise cam bardaktan içiyor, tabiiki bizim kontrolümüzde ve kenarları ince değil. Hem de 7 aylıktan beri.. Buna inanamayan arkadaşlarım olabilir, ama deneyin, eğer bebeğiniz hazırsa bundan epey de keyif alacaktır. Tabii henüz hazır değilse bir sonraki ay yine denersiniz.

Aşağıdaki haberi okuyunca bir kez daha bebek büyütürken ne kadar dikkatli olmak gerektiğini düşündüm. Ama ne kadar dikkatli olursanız olun bu öyle bir sektör ki, size verdiği şeylere acaba eksik birşeyler kalır mı diye düşünüp kayıtsız kalamıyorsunuz.. Hem de konu olan şey çocuğunuzken..

Bu haberi okurken diğer kullandığımız ve doktorlarında önerdiği malzemeler geldi aklıma. Örneğin plastik süzgeçler(ısıya maruz kalmasa bile), silikon ya da mika su kapları, çatal bıçaklar, yemek kapları... Bunları ne yapmalıyız? Bir profesör ya da uzman çıkıp bizi bu konularda da aydınlatsa ne güzel olur..


-------------------------------------------------------------------------

Kanada hükümeti plastik bibeonları ülke genelinde satışını yasaklamış.

Haberin detayı :

Kanada plastik biberonu yasakladı
Kanada hükümeti, plastik biberonların ülke genelinde satışını yasakladı. Karar, çevrecileri sevindirdi.


AA
Güncelleme: 09:34 TSİ 19 Ekim 2008 Pazar

OTTAWA - Sağlık ve Çevre bakanlıklarının ortak çalışmaları sonucu, plastik biberonların ana maddesi olan kısa adı BPA olan Bisfenol A’nın da zehirli ve tehlikeli maddeler listesine dahil edilmesine karar verildi. Karar, resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girdi. Ülkedeki çevreci gruplar da karara destek verdi.

Çevreci Savunma grubundan Dr. Rick Smith, Bisfenol A’nın, sert plastik su bardakları, yeniden doldurulabilen su bidonları, gıda ürünlerinin paketlenmesinde kullanılan plastik ambalaj malzemeleri ve diş hekimlerinin kullandığı diş dolgu maddeleri başta olmak üzere daha birçok alanda kullanıldığını belirterek, “Bisfenol A’yı zehirli ve tehlikeli kılan şey, onun sıcakla temas ettiğinde kanserojen etki göstermesidir. Bu yüzden hiçbir üründe kullanılmamalıdır. Uygulama bu şekilde genişletilmelidir” dedi.


Bu koudaki diğer haberler..

Chicco 4 Fonksiyonlu bisiklet

8 Ekim 2008 Çarşamba



Dedesi kelebeğe bu bisikleti yaklaşık 3 hafta önce aldı ve 3 haftadan beri üstünden inmiyor.

Öncelikle hatırlatayım bu bisiklet 9 ay ve üstü bebekler için.
Gerçekten çok güzel tasarlanmış.
Yan korulamalar sayesinde bebek hareket etse de düşme tehlikesi yok. Arka tarafta gördüğünüz itme kısmının yüksek oluşu siz eğilmeden evin içinde gezdirme imkanı sunuyor. İsterseniz alt tarafa takılan mavi aparatla sallanan moda getirebiliyorsunuz. Böylece olduğu yerde sallanan bisiklete dönüşüyor. Ama kendisi gezinsin diyosanız bu aparatı çıkartıyorsunuz. Bu bisiklet henüz pedal çevirecek kadar büyümemiş bebekler için olduğundan pedalları yok. Bebek ayakları ile kendini öne arkaya itiyor. Böylece yeni birşey öğreniyor, henüz yürümediğinden ,kendi başına hareket kabiliyeti kazanıp özgüveni de gelişiyor. Ayrıca bebeğim çok hareketli bunda durmaz düşebilir derseniz emniyet kemerleri de var.

Ayrıca direksiyonun olduğu kısma müzikli, sesli, (hatta gaz basma efektli bir kol bile var) düğmeler konulmuş..Benim kızım dans etmeyi bu bisiklette öğrendi. Düğmelere basıp basıp çalan müziklerde poposunu oynatarak ritim tutuyor.. :))

Yürüteç gibi olmadığından bedensel gelişimine bir zarar vermiyor, ayrıca bunda olduğu zamanlar annemlerde biraz dinleniyor. :)

Fiyatına gelince sanırım 175 YTL civarı..

Sonuç olarak biz bu bisikleti ailecek çok sevdik..

Tavsiye ederiz.. :)

Süt sağma ve saklama

6 Ekim 2008 Pazartesi


Dün akşam çok sevdiğim bir ablamın yakınıyla telefonda konuştuk.

Henüz 3 günlük bir bebeği varmış. İlk çocuğu 12 yaşında tabii ama insan zamanla unutuyor bilgilerini.. Onun sorularını cevaplarken, hazır bilgilerim tazeyken bu konuya bir değineyim dedim.


Dün gece ona anlatırken yeniden hatırladım o günleri, heyecanımı, yorgunluklarımı.. çok değil sadece 9.5 ay önce. Ama bebek öyle hızlı büyüyor ki siz bir önceki adımda ne yaptığını düşünmeye vakit bile bulamıyorsunuz.. :))
Süt sağma ve saklama konusuna gelince..

Ben fazla sütümü sağmaya daha ilk günlerde başladım. Bebeğim solunum hızlılığı nedeniyle 4 gün kadar küvezde kalınca 3-4 saatte bir hastaneye süt yetiştirmek zorunda kalmıştık. Kar kış hava soğuk , ben ameliyatlı, Göğüslerimde birden inanılmaz birşekilde dolmasından kaynaklanan bir acı, bir de bebeğimi eve getirememenin üzüntüsü içinde oradan oraya koşturuyordum.

Eşim hemen gidip bir süt sağma makinası aldı. Biz medela'nın otomatik olanından aldık. (Manuel olanları bilemiyorum ama onca saat bilek dayanmaz yahu.. :) Bir de 3 ay sonra motor kısmının çekişi düştü ama hemen değiştirdiler, hizmet güzel, yerleri de nişantaşında) Biraz yüksek sesli olması dışında memnun da kaldım. Başlarda kanallar açılmadığından bir de kollostrum denilen ağız sütünün koyuluğundan damla damla gelirdi. 1-2 hafta sonra sütün cinsi değişince akış hızı da arttı tabii..
Ben sütü önceleri medelanın kendi poşetlerinde depoluyordum ama bunların tipi donunca üçgen üçgen olup dolapta çok yer kaplıyordu. Sonra Lansinoh poşetlerden almaya başladım. Bu poşetler nispeten daha esnek ve uzun ayrıca sütü koyup yan yatırarak dondurulduğunda dolapta daha az yer kaplıyor. Ayrıca toplamda daha ucuza geliyor. Bizim deepfreeze -16 daydı. Biz ne olur ne olmaz diye -18 e indirdik. Unutmayın -18 de dondurulan sütler 6 ay boyunca bebeğe verilebiliyor. Bu bilgi doğum yaptığım hastanedeki hemşirelerden geldiği için ve sonradan çözüdüğümüzde sütte hiç bir bozulma olmadığı için doğru bir bilgi.
Ben bu şekilde fazla gelen sütümü daha sonra da depolamaya devam ettim. Bu arada sütü daha sonra kullanmak üzere en eski tarihli sütten itibaren çözdürüp kullanmanız gerekiyor. Bebek geliştiği ve sütün içerdiği besinlerde onun gelişimine göre ayarlandığı için (ilahi bir mucize bu...) bu şekilde gelişimini takip eden sütü vermiş oluyorsunuz.

Bu yüzden süt poşetlerinin üzerine sütün miktarını (kaç cc ?) ve tarihini yazıp deepfreeze atıyorsunuz.
Çözdürme işlemi konusunda epey araştırıp birkaç doktora da danışmıştım. Bununla ilgili birkaç görüş var :
1)Biri deepfreeze den çıkarıp direk benmari usulü sıcak suya oturtarak hızlıca çözdürmek. Bu arada su soğudukça kaba yeni sıcak su koyarak sütün ılınmasını da sağlamak.
2)Bir diğeri deepfreezeden alıp önce buzdolabının kahvaltılık konulan kapaklı nispten daa soğuk kımında birkaç saat bekletip, sonra buzdolabında birkaç saat bekletip sonra dışarıya çıkarıp oda sıcaklığına gelmesini sağlamak.
3) Üçüncüsü de deepfreezeden direk oda sıcaklığına çıkarıp yavaş yavaş çözülmesi..

Ben bunlardan üçünü de zaman zaman yaptım. Acil durumlarda bebek bekleyemiyorsa hemen çözdürdüm, sabah verilecekse önceden buzdolabına indirdim. Bir dönem çözdürdüğüm bazı sütlerde bir koku oluşuyordu fakat ben o dönem sütlerimin biraz daha yağlı oluşuna bağlıyorum.. Yani genel olarak kelebek sorunsuzca içti bu sütleri, yaklaşık 4 aydır çalışıyorum ve (çok teşekkürler firmama) bize sağlanılan süt sağma odasını günde 2 kez ziyaret ediyorum.. Evde de annem sürekli en eski tarihli süt sıralamasıyla vermeye devam ediyor. Tabii ek besine geçeli çok olduğu için sürekli süt almıyor artık...
Umarım uzun bir süre daha süt olayımız devam eder... Sütünle kal diye bir deyim var taze annelere söylenen ..
Sütünüzle kalınız efendim.. :)

Kelebek'in bayram elbisesi

4 Ekim 2008 Cumartesi
















Elbiselerimizi babaannemiz ördü, harika oldu..

İkisi de birbirinden güzel ve şıktı, askılı olanın içine body giydi kızım..
Örmek isteyenlere detay resim de çektim..

Buyrun..

Kelebek konusuyor.. :)

24 Eylül 2008 Çarşamba


Kızımın 9 ayda dil gelişimde kat ettiği yol...


AGUU : 2-3 aylıkken başladık, sonraları unuttu. Şimdi bu aralar küçük tepkiler ya da istekler için iç çeker gibi diyor..

AGİİ : AGU sonrası başladı AGİ'ler sonra bi ara AGİGİGİGİ gibi bir hal aldı,tombiş yanaklara çok yakıştı. :)


Baba : ilk söylediği kelime.. sürekli de devam ediyor, bababababa.. ama ağustostan beri bu kelimeyi unutmadık..


Dede : ilk söylediklerinden..bir dönem unutsa da şimdilerde yine başladık..


Mama : Geçen hafta başladı, gerçekten mama mı demek istiyor bilemiyorum ama mammamamamma.. diye devam ediyor...


Memme : Birkaç gündür devame diyor,Bunu aslıyla değil, emziğiyle eşleştiriyor.. :))


Buuu : Bunu da öğrendik, su ile eşleşmedi ama henüz..


Tay Tay : Bunu henüz 3-4 kere dedi, Dedesi ve ananesi hadi kızım taytay duralım dedikçe öğrendi sanırım.


Evet : 1 kere dedi ve biz ailecek şok oldu, ben evet kızı şimdi böyle yapalım şöyle yapalım diye konuşurken öğrendi sanırım, br akrabayı uğurlarken evet kızım abi gidiyo dedim o da durup tek bir evet dedi, inanamadık.. :))))


Dede buuuu : Bu da ilk cümlelerin atası olmalı diye bir umut var içim de ama çok da abartıyor olabilirim... :)


Yazıya baktım da kızım çabuk açıldı sanırım, bakalım gelen günler daha ne kelimeler getirecek...


Herşey yeniden başladı, tüm insanlığın gelişimi bi bebeğin büyümesinde tamamlanıyor...Bu cümle de şu an okuduğum bir kitaptan...

O da artık başka yazıda..

İlk kitaplarımız..

23 Eylül 2008 Salı


Kızımın ilk kitaplarını geçen hafta sonu almış bulunuyorum,
9 aylık bebeğin kitapları mı olur, evet olur, bunun annesi de böyleydi..
Annesi yerdeki pis sakız kağıtlarını bile okumaya çalışırdı, bilemiyorum kızı nasıl olur.. :))
Doktorumuz bu ayki kontrolümüzde artık güzel resimli kitaplar almanın vakti geldiğini söyledi.
Biz de anne ve anane olarak yaptığımız Cağaloğlu alışverişimizde Kelebeğe gidip güzel kitaplar aldık.
İşte kitaplarımız.. İdefix gibi bütün kitap satış sitelerinde bulabilirsiniz. Kaknüs yayınlarından çıkmışlar.. Çizimler çok güzel ve içinde birer cümle de açıklama var..


7 Eylül önemli gün : 2 adet dişimiz oldu.

22 Eylül 2008 Pazartesi


Kızımın bu çok önemli gününde o mini mini (dedesinin dediği gibi ) sıçan dişleri görmekten müthiş mutlu olduk.

İki tane mini duruyorlardı orada..
Bir süredir ne zaman diye bekleyip duruyorduk, çok fazla ateş ya dahastalık yapmadı ama geceleri de mızmızlanıp uyanmalarımız artmıştı..
Bizim gibi diş bekleyen ve geciktiğini düşünen arkadaşlar varsa söyliim, bu diş perisi denen yaratık eninde sonunda uğruyor, doktorların dediği gibi "Dişsiz çocuk gördünüz mü?" :)

Yalnızca erken çıkmasının, dişlerdeki Kalsiyumun az birikmesinden dolayı bir kalsiyum takvisesi vererek tolere edilmesi gibi bir durum ortaya çıkardığını duydum, şimdilik florüre biz de devam ediyoruz.

Bu arada meraklı ve endişel, arkadaşlarıma, dişleri,n 16 ayına kadar çıkmaması normalmiş.

Panik yok, bekleyin.. :))

Merhaba herkes,

18 Eylül 2008 Perşembe




"Bu" ilk kelime.. Şimdi ilk cümle oldu...
2. cümle bitti.. böyle devam edersem sıkılacaksınız.. Ama işte yeni bir şey başladı...


Yazmak hatırlamaktır.. Bunu kim söyledi hatırlamıyorum ama :)...Ben unutmamak için istedim sanırım, zaten yazıyorum, belki bir de oradaki okur,güzel mi olur?? evet güzel olur, belki konusuruz, bir bağ kurulur, çoğalırız beraber...


Herşey yeniden başladı, bir bebekle..
Hayat yeniden akmaya başladı, onunla, minicik bir kalple..
Biraz da o var.. Yok en çok o var... Ama aşk da var.. :))

Kelebek diyoruz biz ona.. Şu an 9 aylık bir bebek...Yumuşacık ve tatlı, sevgi dolu ışıl ışıl bir bebek, tüm diğerleri gibi....

Kebeğimiz ve biz...

Bekleriz...



:)